KARIŞIK OYUN
İnanmak
Bomboş bir karton kutu
Topraktan çıkar
Kartonun katları arasına sıkışmış toprak
Rastlantılar

Bu bir oyun eğip bükmekle ilgili
Her büküşte diğerinin içine giren halkalar
Bükülen yerden katlanınca
Küçükten büyüğe iç içe dizilir halkalar

YALNIZ
Öyle üzüldüm ki
O kızı yalnız
Sahil yolu boyunca
Yürürken gördüğümde.
Biri terk etmiş gibi
Yılbaşı öncesi…

İstanbul

YARATMA SANCISI
Bu seste duyulmaz düşünceler
Üremez sözler
Kurulamaz parça parça  da olsa cümleler

Bir zaman kaybetmiştim
Şimdi nerededir bilmem
Sanat şehrinden kaçışımın öyküsü
“O Şehir” mi ardımdan geliyor
Ben sanatı kovalarken?
Kaçış ve kovalama “O Şehir”de mi son bulacak
Sonsuzluğu mu bulacak?

Yeni bir sıkıntı: bir çaba cevapsız
bir çaba sonuçsuz
bir çaba yalnız,
başlangıcı olan

Belki de yaşamalı bu sıkıntıları
Düşünceleri sözcüğe dönüştüren,
Sözcüklerden oluşan mısralar için yaşamalı.

RÜZGARIN GÜCÜ
Rüzgarın getirdiğini yine rüzgar götürdü
Bu insanlar rüzgarla gelmemişti
Başka bir yönden gelip devam ettiler yollarına
Rüzgarın getirdiği dalgalardı
Beyaz dalgalar mavi sudan kalkıp sarı kuma uzandılar

Dalgalar son hızla kıyıya koşar
Nefesi kesilenler ortada kaybolurlar
Erken hevesler gibi
Hedefe çok uzakken doğmuşlar
Fazla yol alamazlar
Baştan bellidir de ömürlerinin kısalığı
Hiç bilinmeyecek onlar için kumsalın sıcaklığı.

Gökova sahilinde

BAHÇEM
Hepsini suladım
Her gün yeteri kadar
Yeşerdi bahçem
Sabırla bekledim
Özenle baktım her bir filize
Yabani otları temizledim
En iyi gübreyle besledim
Güzel görünsün bahçem
Güzel kokular saçılsın diye
Herkes görsün
Çiçekler açtı bahçemde.

Akçaova Belediye parkı
Ağustos 200

ARAYIŞ
Sıcak, oldukça sıcak
Uyku, birazcık uyku
Yalan! Başını koyunca yastığa o da kaçacak

Bir saat önce ay karşımdaydı
Batıya doğru kaymış, şimdi karşımda değil
Çok uzak da değil; ışığı gözüküyor
Dışarısı yeterince serin içeri giresim gelmiyor
Yatağan’da yalnız, bir gece daha geçiyor
Bu gece 30 Ağustos bitmek üzere
Yirmi Ağustos’tan beri Yatağan’dayım
Bir kez daha irdeliyorum Yatağan’da yaşamayı
Yalnız yaşamak bir dokuz ay daha
Ya sonra
Sonrası yok. Daha dokuz ay yaşanacak
Bir oyun oynadım.
Oyuna geldim kendi kendime
Kitapları yığdım önüme, arkama
Onlar da oyunun birer parçasıydı
Çok kişilik oyunda yalnızlığımla oynuyorum
Oyunun kaybedeni ben oluyorum.
Ya kazananı?

ÇATILAR !
Acıbadem’de hep çatılı binalar
Acıbadem’de korur binaları çatılar
Yağmurdan, güneşten.

Dün beni bir tren ezdi
Tren yolu üzerinde
Tam köprüden geçerken
Ben sol tarafa bakarken sağdan gelen bir çığlık
Altımdan geçti tren gürültüsü
Korktum, tam karnımın üzerinden geçtiğini hissettim
Parçaladı beni tren

SINAV ÖNCESİ
Bugün beklenen gün
Hazırlıklar, endişe, heyecan
Yorgun beden, karmaşık zihin
Hepsi bugün için
Kayıp gidecek ömrümüzden

Lichtenstein, Rothko
Cara, Bala…
Kim bunlar? Kimi sıkışmış hafızama,
Kimi saçmalama
Kafam karışık, zihnim bilişsiz

Ben Küçükçamlıca’dayım,
Dışarıda yağmur var.
Caddede arabalar
Şöminede ateş, önümüz kış.
Henüz beklenen zaman değil.

KAÇIŞ YOK
Artık kışı iyice duyumsuyorum
Bu cumartesi akşamı
Ne kadar mutlu içim
Evim ne kadar güzel
Kırmızı çiçekli örtüleriyle
Mutfağımda üşümüyorum
Yeşil koltuklarıyla oturma odamı da
Elektrikli soba ısıtıyor
Ayva reçeli yapacağım
İlkini ilk yıl yaptığım gibi
Yine öyle güzel olsun istiyorum.

Geçmiş!
Ağlamayacaktın hani?
Mutluluk olmaz bir şey mi?
Yalnızsın diye…
Yalnızlığınlasın işte.

HİÇ
Hiç.
Antalya’da
Karpuzkaldıran’da
Şelalenin yanında
Denize ve rüzgara karşı
Güneşin altında
İskelede, masa başında
Otururken hiçbir şey
Gelmiyor aklıma yazmak için.

Bir bardak demli çay
Oysa açık istemiştim